Çin seddi yapılırken…

No Comments »

-imparatorum bu seddi yapacağımıza barış yapsaydık daha kolay olmaz mıydı?
-gel bakayım sen şöyle!

-çin seddini yapanlardan birinin annesi:
-oğlum bak sen gerizekalı değilsin demekki çalışınca oluyomuş.

-imparatorum emriniz üzerine çin seddini biti…

Kaynak: Edebiyat Diyarı - Forum >>

Bir Çocuğun Gözünden

No Comments »

Bir Çocuğun Gözünden

Bir sabah açtım gözlerimi Dünya’ya
Geldiğim yer hiç bana anlatılan gibi değildi
Mutlu, neşeli, şirin bir yerdi anlatılan bana
Acıların, savaşların, ağlayışların olduğu bir Dünya değildi

Ah! Anne nerdesin annem nerdesin
Göremiyorum …

Kaynak: Edebiyat Diyarı - Forum >>

adi-aylin-ayse-kulin-roman-kitap-ozetleri

No Comments »

Adı Aylin

(Ayşe Kulin)

KİTABIN ADI : ADI AYLİN
KİTABIN YAZARI : Ayşe KULİN
YAYINEVİ : Remzi Kitapevi AŞ.
BASIM TARİHİ : 1999

Kitabın Konusu

Bu kitap, kökleri Giritli Deli Mustafa Naili Paşaya kadar uzanan bir ailenin kızı olan Aylin DEVRİMEL ‘in fırtınalı yaşamının öyküsüdür.

Kitabın Özeti

Lise yıllarında uzun boylu ve sıka bir kız olan Aylin zamanla güzelleşmiş ve bir gün Esma teyzesinin daveti üzerine Paris’te bir otelde buluşurlar otelde prens olduğu söylenen bir Arap’la tanışır ve bu tanışmanın sonunda prensle görkemli bir yaşantı için evlenir Prenses olur. Ancak her şey düşündüğü gibi gitmez Prens Senusi doğu kültürü ile yetiştiği için batı kültürü ile yetişen Aylin’e ters gelmekte zamanla Aylin’in özgürlüğü kısıtlanmaktaydı evliliğe başladığı gibi sakin değil büyük bir kaçışla son buldu; yaz sonunda Aylin, ablası Nilüferle Cenevre ye gider. Yaşamanın ideali olan tıp okumaya karar verir ve büyük uğraşlar vererek Neuchatel Üniversitesine kayıt yaptırır. Okulun ilk yıllarında hayatında çok büyük değişiklikler yaparak, ihtişamlı hayatından sıyrılarak sade bir öğrenci olur. Tek hedefi olan tıp fakültesini bitirmek için çok çalıştı daha sonra fizik ve kimya derslerinde yardımcı olan Jean-Pierre ile evlendi. İki öğrencinin bu evliliği zaman içinde Aylin’in dış görüntüsünde olduğu kadar iç dünyasını da değiştirecektir. Aylin Jean-Pierre ile birlikte yaşadığı günlerde tıp ilmi ile yakından tanışıp ufkunun penceresini o zamana kadar hiç bilmediği yepyeni bir dünyayı ardına kadar açacak peşinden koştuğu gerçek zenginliğin dış dünyanın görkemli vitrinlerinde değil de insanlığın iç aleminde bulunduğunu öğrenecekti. Okul sonunda Jean-Pierre Nos Alamus’taki nükleer araştırma merkezinden geri çeviremeyeceği bir teklif aldı. Aylin de New Rachel Hospital Medical Center’dan teklif aldı; onların birbirlerine karşı olan sorumlulukları artık bitiyor müşterek hayatları bir yol ayrımına giriyordu. Ellerinde bu evlilikten altı yıllık sağlam bir dayanışma ve derin dostluk duyguları ile dopdolu gençlik anıları kaldı sadece.

Aylin çok ciddiye aldığı bu işine büyük bir heyecanla başladı. New Rachel’de tanıştığı Afganistanlı genç meslektaşı Azim’in karısı 11 yaşından beri arkadaşı olan Zeynep TARZI çıktı. Aylin, Zeynep ve Azim ile gittiği Afgan sefahati kokteylinde Paswak adındaki Birleşmiş Milletlerin Afgan esiri ile tanışır. Paswak evli olmasına rağmen Aylin ile arasında duygusal bir bağ oluşmuştu. Aylin o yılı aklı beş karış havada geçirdi. Bütün vakitlerini beraber geçiriyorlardı. Paswak bu yüzden önce Wall Dame’nin Birleşmiş Milletler genel sekreterliğine daha sonra 1974 yılında Hindistan sefirliğine tayini çıkmıştı.Yüz Temel Eser Özetleri, Kitap Özetleri, Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet

Aylin kaderin ağlarını onlar için giderek daha çileli iplerle örmekte olduğunu nihayet görmeye başladı; ya sevdiği adamı peşinde dünyayı adım adım dolaşacak ya da mesleğini ön plana alacaktı. Tam meslek uğruna değmez derken Hastanede Psikiyatri bölümü şefliğine terfi etti. Sonunda Aylin’in sağduyusu aşkına galip geldi. Aylin gönlü yaralı bar kuşunu çok kısa bir süre oynadı sonra toparlandı ve işinin başına döndü. Arkadaşı Azim’in vasıtası ile kendi meslektaşı olan Michel RAMODİSLİ ile tanıştı. Michel’i çok etkileyici bulmadığı halde evliliğe giden ilk adımları Michel’in evinde attılar. Daha sonra Aylin bu evlilikten deliler gibi çocuk istemeye başladı. Aylin’in bu isteğine karşılık Michel dinine ve geleneklerine çok bağlı olduğunu doğacak çocuğun Yahudi kültürüne göre yetiştirilebileceğini söyledi fakat Aylin bunu bile sorun etmedi dinini değiştirmeyi göze aldı. Aylin’e göre insanları dinlerine, ırklarına ve dillerine göre ayırmak çok saçma idi ona göre insan, insan olduğu için çok değerli idi onun insan sevgisini bir din veya ırk engelleyemezdi Aylin çocuk yapma isteğinden 6 düşük yaptıktan sonra vazgeçecekti.

Aylin meslektaş olduğu Michel ile her an beraberdi işyerleri bir, evleri bir kısacası bütün zamanları birlikte geçiyordu belli bir süre sonra birbirleri ile bu kadar çok birlikte olmaları Aylin’i çok sıkmıştı gün geçtikçe birbirlerinden kopuyorlardı ve bir gün Aylin kocasına haftanın belirli günlerinde birbirlerine izin vermelerini bugünlerde değişik insanlar ile çıkabileceklerini bunu sonucunda diğer insanlarda görecekleri eksiklikleri kendilerinde tanımlayıp birbirlerine ölümsüz sevgi ile bağlanacaklardı. Fakat düşünülen olmadı Aylin yurt dışında olduğu günlerden birinde Michel bir arkadaşının evinde Barbara adında bir bayanla tanıştı ve bu tanışma evliliklerinin sonunu getirdi. Aylin sıkıntılı bir zamanında vardığı karar sonucunda kocasını kaybettiği için hem üzgün hem de suçluluk duygusu içerisindeydi. Bu sıkıntı ve üzüntü uzun sürmedi her şeyi bir kenara bırakıp mesleğinde ilerledi fakat bu ilerleme bile onu tatmin etmedi. Bir süre sonra Amerikan ordusuna katılarak Körfez savaşında ruf sağlığı bozulan hastaları tedavi eden doktor olmayı düşündü bu nedenle Oklahoma’ya körfez savaşında zarar görmüş askerleri tedaviye gitti.
Aylin Üniformasını ilk kez 1992’nin soğuk bir Ocak gününde giydi. 9 Kasım 1992’de ordunun fiziksel aktiviteler sınavını yüksek bir puana kazanarak başarı sertifikası aldı. Aylin ordudaki görevinde yine işine devam ediyor, hastalarına çare bulmaya çalışıyordu bir gün kendisine yeni bir hasta verildi bu kez hasta körfez savaşından sonra geldiği sivil hayata uyum sağlayamıyordu. Bunun sonucunda hiçbir suçu olmayan birçok sivili katletmişti.

Aylin bu hastası üzerinde çalışırken Amerikan ordusunun askerlerini cesaretlendirmesi için verdiği ilaçların yan etkisi sonucu hastanın bu duruma geldiğini saptadı ve bu sonucu tez bir halde askeri yetkililere bildirdi. Aylin’in verdiği bu sonucu askeri yetkililer daha önceden bildiğinden Aylin’in bu olayın üstüne gitmemesini istediler ve onu uyardılar Aylin bu sessizliği sindiremeyerek sözleşmesinin bitmesinin ardından Albay rütbesindeyken ordudan ayrıldı.

Ordudan ayrılmasından sonra 19 Ocak 1995 Perşembe günü evinin bahçesinde o sabah evini temizlemeye gelen hizmetçisi tarafından kendi arabasının altında ölü bulundu. Zengin, ünlü ve saygın insanların yaşadığı mahallede yerel polis ve yerel yöneticiler mahallenin adını polisiye bir olaya karıştırmamak için dosyayı apar topar denebilecek bir hızla kapattılar teşhis ise “Freak Accident” yani Garip bir kaza idi.
“… Yükseltilmiş sahnede kapağı açık maun bir tabut duruyordu uzun bir sıra oluşturan insanlar tabutta yatan albay üniformalı Amerikan subayını selamlayıp içlerinden dua veya veda ederek tabutun başından ayrılınca yanan yürekleriyle gelip salondaki koltuklarda yerlerini alıyorlardı. Herkes etrafa hakim olan ordu düzeninin saygınlığını kutsar gibi sessizce ağlıyordu… Katafalkın üstünde dört bir yanı rengarenk çiçeklerle donanmış tabutta yatan kişi, bir askerden çok, oraya bir film çekimi için öylece uzanıvermiş bir Hollywood yıldızını andırıyordu. Bu albay üniformalı Amerikan subayı bir Türk kadınıydı.

Kitabın Ana Fikri

Bir insanın azimle çalışınca başaramayacağı hiçbir şey yoktur.

Kitaptaki Olay ve Şahısların Değerlendirilmesi

Aylin : Genç,güzel,çalışkan ve azimli bir Türk kızı.Hedeflerine ulaşmak için her türlü fedakarlığı göze alıyor.

Michel : Yakışıklı,dürüst aynı zamanda da Aylin’in meslaktaşıdır.Aylin ile evlenir.

Kitap Hakkında Şahsi Görüşler

Yazar,Aylin’in başarılarla dolu hayatını oldukça açık bir dille ve gayet akıcı bir üslupla anlatmıştır.Okunmaya değer bir kitaptır.

Yazar Hakkında bilgi

AYŞE KULİN

Arnavutköy Amerikan Kız Koleji Edebiyat bölümünü bitirdi. Çeşitli gazete ve dergilerde editör ve muhabir olarak çalıştı. Uzun yıllar televizyon, reklam ve sinema filmlerinde sahne yapımcısı, sanat yönetmeni ve senarist olarak görev yaptı. Öykülerden oluşan ilk kitabı Güneşe Dön Yüzünü 1984 yılında yayınlandı. Bu kitaptaki “Gülizar” adlı öyküyü, Kırık Bebek adı ile senaryolaştırıldı ve bu sinema filmi 1986 yılının Kültür Bakanlığı Ödülü’nü kazandı. 1986’da sahne yapımcılığını ve sanat yönetmenliğini üstlendiği Ayaşlı ve Kiracıları adlı dizideki çalışmasıyla Tiyatro Yazarları Derneği’nin En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü’nü kazandı. 1996 yılında Münir Nureddin Selçuk’un yaşam öyküsünün anlatıldığı Bir Tatlı Huzur adlı kitabı yayınlandı. Aynı yıl, Foto Sabah Resimleri adıl öyküsü Haldun Taner Öykü Ödülü’nü, bir yıl sonra aynı adı taşıyan kitabı Sait Fait Hikâye Armağa’nı kazandı. 1997’de yayınlanan Adı; Aylin adlı biyografik romanı ile, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından yılın yazarı seçildi. 1998 yılında Geniş Zamanlar adlı öykü kitabı, 1999’da İletişim Fakültesi tarafından yılın romanı seçilmiş olan Sevdalinka ve 2000’de yine bir biyografik roman olan Füreya yayınlandı.

alemdagda-var-bir-yilan-sait-faik-abasiyanik-roman-kitap-ozeti

No Comments »

Alemdağda Var Bir Yılan

 (Sait Faik Abasıyanık)

Kitabın Adı : Alemdağda Var Bir Yılan
Kitabın Yazarı : Sait Faik ABASIYANIK
Yayınevi ve Adresi : Varlık Yayınevi,Ankara Caddesi,İstanbul
Basım Yılı : 1957

Kitabın Konusu

Bir kişinin hayata bakışı,hayalleri ve düşleri.

Kitabın Özeti

Kitap hikayelerden meydana geliyor.İçindeki hikayelerden Alemdağda Var Bir Yılan,Panco’nun Rüyası,Hişt,Hişt!..’in özeti aşağıdadır.

ALEMDAĞDA VAR BİR YILAN

Biz insanların çoğu zaman kendimizi yalnız,boşlukta hissettiğimiz anlar vardır.İşte bu anlarda hayata bakış açımız da değişir.Her olaya,herşeye kötü tarafından bakarız.Yarısına kadar dolu olan bardağı,yarısı niye boş diye kendimize dert ederiz.İşte hikayemizin kahramanı da kendini hep böyle hisseden biri.Bir de biz bu adamın İstanbul’da yaşadığını kabul edersek bakın bu adamın düştüğü bataklığa.Ama bu insanın da yaşaması,mutlu olması gerekiyor.İstanbul’da mutlu olamıyorsa hayal gücü de yok demiyoruz.Kendisine yaşanacak,mutluluğu bulacağı bir yer kuruyor.Buranın adı da Alemdağ.Yüz Temel Eser Özetleri, Kitap Özetleri, Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet

PANCO’NUN RÜYASI

Öyle bir adam ki Panco;miskin,bıkkın,hayatta ulaşmak istediği bir amacı olmayan fakat bir kızı seven genç bir sima.iş bulursa sağda solda elektrikçilik yapıyor,hala annesi babasıyla yaşıyor.Çoğu zaman hayatını babasının verdiği üç beş kuruşla kumar oynayıp kazanarak sürdürüyor.Bir gün rüyasında sevdiğinin yanında birini görüyor,şaşırıyor,hemen yanlarına gidiyor,bir de baksın ki sevgilisinin yanındaki kendisi,gözleriyle iletişim kurmak istiyor,rüyasındaki kendisi onu tersliyor.Sabah uyandığında hala onu düşünüyor ve gülüyordu,onu seviyordu,sevdiğinin de onu sevdiğini anlamıştı.Artık hayat daha güzeldi.

HİŞT HİŞT!…

Hişt,Hişt!.Bu sesi herkes duyar,özellikle bahar geldiğinde öyle bir sestir ki;dağlardan kuşlardan,denizden,insandan,hayvandan,attan,böcekten,çiçekten gelir.Bu ses geldiğinde dünyaya can gelir,hayat şenlenir.Bu ses geldikten sonra yaşar çiçekler,böcekler,insanoğulları.Bazen biz de çıkartırız bu sesi çünkü biz de yaşarız bu hayatı.

Kitabın Anafikri

Yaşadığımız olaylar ne kadar kötü olursa olsun yaşama iyi tarafından bakmak yine bizim elimizde.

Kitaptaki Olaylar ve Şahısların Değerlendirilmesi

Kitaptaki olayların çoğu hayalidir.Yazarın İstanbul’u ve halkı tanıtması için olaylar yaratılmıştır.Yazar İstanbul sokaklarında dolaşırken halkın içinden insanlarla muhatap olur.Barlara gider,içer.Bir de dostu vardır,adı Panco.Yaşamından bıkmış,kumarbaz,babasının verdiği parayla geçinen bir delikanlıdır.Bir de sevdiği vardır,vakit ve para buldukça aşkının şerefine içer.Olayların etrafında dönen kahramanımız her zaman kendini yalnız hisseden,her olaya kötü tarafından yaklaşan,yalnızlığın yarattığı hayalperest bir kişidir.

Bir de balıkçımız vardır;en yakın dostu bir martıdır.Bu martı onun uğurudur.Balıkların yerini bu martı gösteriri.Ama günün birinde martı ölüverir.Balıkçının bir tahtası eksik olsa da yüreği sevgi doludur.

Kitap Hakkında Düşünceler

Bu kitapta bir kişinin olaylara, kişilere kısaca hayata bakış açısı işleniyor.Kitapta olaydan çok çevre ve düşüncelere,yazarın değerlendirmelerine yer verilmişir.Böyle bir kitabı okumak çevremizdeki bazı insanların düşünceleri,hayata bakışları hakkında bilgi edinmemizi sağlar.Belki de hayata bakış açımızı değişterebilir.Fakat, olumsuz bir kitap.İnsanı yalnızlığa ve karanlığa itiyor.Doğru dersi almak bizim elimizde.Okunan hiçbir kitap bizden hiç birşey eksiltmez.

Yazar Hakkında Bilgi

Sait Faik ABASIYANIK(1906-1954)

Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önde gelen öykücülerindendir.Varlıklı bir ailenin çocuğu olan Sait Faik Adapazarı’nda doğdu.Kurtuluş Savaşı sonrasında İstanbul’a yerleşti.1928’de İstanbul Üniversitesi’nde Türkoloji öğrenimine başladı;ama üç yıl sonra öğrenimini yarım bırakarak üniversiteden ayrıldı.Bir süre de,ekonomi öğrenimi görmek için gittiği İsviçre ve Fransa’da yaşadı.Babasının geri çağırması üzerine yükseköğrenimini yarıda bırakarak 1933’te yurda döndü.İlk röportajları Haber gazetesinde yayımlandı.Bu arada Varlık,Ağaç,Ses,Yeni Ses,Yaprak ve Yenilik gibi dergilerde öyküleri yayımlanıyordu.Sait Faik’in bu dönem öykülerinde çocukluk ve gençlik yıllarının izlenimleri öne çıkar.Daha sonraki yıllarda insanların yaşam koşullarını ve insanlığın çelişkilerini işledi.

1946 yılında siroz hastalığına yakalanan ve bu hastalıkla birlikte gelen sürekli ölüm düşüncesi,böyle bir yaşamın yarattığı bezginlik ve mutluluk arasındaki çalkantılar Sait Faik’in son dönem öykülerini büyük ölçüde etkiledi.1954’te Burgazada’daki köşkünde ölen Sait Faik’in ,1955 yılında annesi tarafından adına bir öykü ödülü konuldu.Bazı eserleri ise şunlardır:Mahkeme Kapısı,İhtiyar ve Talebe,Gauther Cambazhanesi,Sarnıç,Medarı Maişet Motoru(bu kitap sıkıyönetim tarafından toplatıldı),Lüzumsuz Adam,Mahalle Kahvesi,Havada Bulut,Son Kuşlar,Alemdağda Var Bir Yılan,Şimdi Sevişme Vakti,Kayıp Aranıyor.

ah-beyoglu-vah-beyoglu-yandi-gitti-kul-oldu-anonim-roman-kitap-ozeti

No Comments »

Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu Yandı Gitti Kül Oldu

 (Anonim)

KİTABIN ADI : AH BEYOĞLU VAH BEYOĞLU YANDI GİTTİ KÜL OLDU
KİTABIN YAZARI : ANONİM/TÜRKİYE İŞBANKASI
YAYINEVİ VE ADRESİ : YONCA MATBAASI / ANKARA
BASIM TARİHİ : 1983

KİTABIN KONUSU

Eski Beyoğlu ve Beyoğlu insanının yaşantısını anlatan bir kitaptır.

KİTABIN ÖZETİ

19ncu yüzyılın ortalarındaki Beyoğlu,eskiye oranla daha kalabalık bir görüntü sergilemezmiş.Caddelerde dolaşan delikanlıların işleri yok ve cepleri boşmuş.Beyoğlu’nda kahveler 1850 yılından itibaren çoğalmaya başlamış.Buralara daha çok elçilik görevlileri ile Rum ve Ermenilerin kalantorları gelirmiş.Y

Lebon Pastanesi Dörtyol’da İstiklâl Caddesi ile Kumbaracı Yokuşu’nun bittiği köşede 459 numaradadır.Onun karşısında ise cadde üzerinde 362 numaralı Markiz Pastanesi vardır.Bu pastaneler Beyoğlu’nda kafasını dinlemek isteyen,gazete,dergi ve kitapokuyanların tercih ettiğiyerlermiş.

Yakup Kadri,Refik Halit,Abdülhak Şinasi kışın Lebon’daiseler,yazında Tepebaşı Bahçesi’nin “bayağı ve aşağılık havası” ile ciğerlerini eğlendirmeye çalışırlar.

Elit Kahvesi Asmalımesçit’tedir.Bu sokakta oturanların yarısı Levanten ise,yarısı da Yahudi’dir.Bu insanlar yaşamayı seven kişilerdir.Çünkü,günün her saatinde Elit Kahvesi’ni doldururlar ve yüzlerinden gülümsemeleri hiç eksik olmaz.Sait Faik,Elit Kahvesi’nin hemen yanındaki 21 numaradaki işkembeciye sürekli olarak gitmektedir.Sait Faik bu işkembeciyi çok sevmektedir.Çünkü,herzaman gittiğinde istediği limonun saklanması ve işkembesinin çok güzel oluşudur.

O yıllar edebiyat matinelerinin de iyiden iyiye yaygınlaştığını gösterir.Bu matinelerin belli bir kadrosu vardır.Sabahattin Kudret,Orhan Hançerlioğlu,Oktay Akbal,Haldun Taner,Özdemir Asaf,Atillâ İlhan,Behçet Necatigil,Salâh Birsel,Nezihe Meriç,Naim Tirali,Tahsin Yücel,Orhon Murat Arıburnu,Türkân İldeniz,Edip Cansever başı çekerler.Hepsinin yaşı otuz ya da otuzun üzerindedir.Matine düzenlemek isteyen okulların bu işle görevlendirilmiş öğrencileri gelip Özdemir Asaf’ı Babıâli’deki bir pedal makinesinden oluşan basımevinde bulurlar.Buradan haber bütün edebiyatçılara yayılır.

ROMANDA KAHRAMANLAR

Kitapta herhangibir olay ve durum işlenmediği için önplanda olan kişi ya da şahıs yoktur.

ROMANDA ZAMAN

20nci yüzyılın ilk yarısında geçmiştir.Fakat kitapta zamana ait belirgin bir özellik,ipucu bulunmamaktadır.

ROMANDA MEKAN

Kitapta mekan olarak Beyoğlu ve Beyoğlu çevresi işlenmiştir.

ajan-stuart-woods-roman-kitap-ozeti

1 Comment »

Ajan

 (Stuart Woods)

KİTABIN ADI : AJAN
KİTABIN YAZARI : STUART WOODS
YAYINEVİ VE ADRESİ : BİLGE KÜLTÜR SANAT
BASIM TARİHİ : 2000

KİTABIN KONUSU

Romanın kahramanı Jesse ne yapacağını bilemez durumdadır. İşlemediği bir suçtan tutuklanmış ve cezaevine kapatılmıştır. Burada, zamanının bir yarısını hücresinde tek başına, diğer yarısını da, eskiden ajanlık yaptığı için onu öldürmek isteyen diğer suçlularla kavga ederek geçirir. Moralinin iyice bozulduğu bir anda, kendisine bir çıkış yolu görünür. Özgürlüğünü kazanabilmesi için, Idaho Yarımadasındaki dağlara yerleşmiş, tehlikeli ve ırkçı bir tarikatın içine sızıp bu tarikatı etkisiz hale getirmesi gerekmektedir.Tek amacı kaybettiği özgürlüğüne tekrar kavuşmaktır.

KİTABIN ÖZETİ

ATLANTA Cezaevine bir helikopter iner ve Jessie WARDEN adlı tutukluyu sebep göstermeden belli bir süre için tahliyesini isterler.Gelen kişi Jessie’nin eski ajan arkadaşı Kip FULLER’dir.Jessie ise sürekli mahkumlar tarafından hapishanede baskı görmektedir.Karısını kaybetmiş ve küçük kızından da haber alamamaktadır. İşlemediği bir suçtan ömür boyu mahkumdur ve henüz on dört ay geçmiştir.

Jessie,müdürün odasına çağırılır ve karşısında Fuller’I görür.Hiç bir şey söylenmez ve helikopter ile Başkan BARKER’in yanına hareket ederler.Jessie,Barker’dan nefret etmektedir ve kendisine onun iftira attığını düşünmektedir.Barker ona görevini anlatmaya başlar.IDAHO yarımadasında yerleşik halde bulunan Birleşik Devletler’in karşı karşıya kaldığı çok büyük tehlikeden söz eder.Buraya daha önce iki ajan daha gönderilmiş fakat hiç biri geri dönememiştir.Jessie ise karşılık olarak onların kendisine ‘af’ çıkartmalarını ister.Tek isteği hapishaneye bir daha dönmemektir.Fakat başaramaz ise geri dönecekti.Kabul eder ve gerekli bilgileri almaya başlar.Coldwater, Casey ve Ruger bu tarikatın liderleridir.Coldwater eski bir ordu mensubu ve de Vietnam gazisidir,liderdir.Casey güvenlikten sorumlu olup, Ruger’da mali işlerle ilgilenmektedir.

Jessie bütün hazırlıkların tamamlar ve yola çıkar.Kimliği ,nüfus kayıtları değişmiş herşey kanunen düzenlenmiştir.Yeni adı Jessie BARRON’dur.Minübüsüne biner ve kasabaya ulaşmıştır bile.Tıpkı bir yolcuymuş gibi gider ve bir kafeye oturur.Kahve ister.Fazla geçmeden yanına bir polis gelir.Otururur ve sorular sormaya başlar.Jessie ailesini bir kazada kaybettiğini ve Oregon’a doğru gitmek istdiğini söyler.Polis memuru Casey’dir. Şüphelenir ve onu araştırmaya başlar.Çünkü bu kasabada yabancılar asla barınamazlar.Parmak izinden başlayarak herşeyini arar.Jessie’de onlar gibi ırkçı düşüncelerini ifade eder ve bu Casey’in hoşuna gider.Onu daha iyi tanımak için Casey onu JENNY adındaki bir çocuklu genç,dul bir kadının evine yerleştirir ve iş bulur.Ondan kalmasını ister.Jessie işinde çok çalışkan ve başarılıdır ayrıca güvenilirliğiyle hekesin dikkatini çeker.Casey onu kiliseye götürür ve papaz olan Coldwater ile tanıştırır.Coldwater ,Jessie’nin üzerine bir çok adam göndererek onu test eder.Jessie hepsinde başarılı olur ve Coldwater’in taktirini kazanır.İşler artık ciddileşmeye başlamıştır ve çok dikkatli olmalıdır.Bu arada Jessie sürekli Fuller ile temas halidedir.Yüz Temel Eser Özetleri, Kitap Özetleri, Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet

Jessie ev sahibesi Jenny’den de hoşlanmaya başlamıştır.Jenny’nin kızı Carey’I kendi kızına çok benzetmektedir.Onlarla olmak hoşuna gitmektedir.Günler geçer ve Jessie,Jenny ile birlikte olur ve evlenir. Onları gerçekten sevmektedir.Kasabaya artık iyice bağlanmıştır.

Coldwater onu yanına alır ve herşeyi,tüm planlarını anlatır.Hatta dağların içine yerleştirilmiş üssünü bile gezdirir.Tüm bunlar çok şaşırtıcı ve akılalmazdır.Coldwater gerçekten çok güçlüdür.Jessie artık onun sağ koludur ve sonuca yaklaşmaktadır.
Bir tek Ruger ile arası iyi değildir.Ruger sürekli ondan şüphelenmektedir.Ruger ile bir gün yalnız kalırlar ve başka birini sorguya çekerken Ruger öldürülür.Artık onlar için Jessie o yeri doldurabilecek tek kişidir.Jessie sürekli ofiste aramalar yapmaktadır.
Coldwater’in kasasındaki belgelere ve paralara ulaşır.Paraları oradan kaçmak için kullanacaktır.

Jessie herşeyi planlar ve Fuller ile temasa geçer.Oraya ülkenin en gelişmiş birliklerini ister ve planlar tamamlanır.Jessie gece yarısı üsse sızar ve patlayıcıları yerleştirir.Tam çıkarken karşısında Coldwater ile Casey’i bulur.Sıkışmıştır; tam o sırada patlama gerçekleşir ve Jessie kaçmayı başarır.Jessie aceleyle Jenny’I yanına alarak kaçacaktır.Her şey hazırdır.Jessie bir raslantı sonucu kızı Carrie’yi de Fuller’in evinde bulur.Fuller onu korumak ve Jessie hapsteyken bakmak için almıştır.Fuller kızını ona verir ve kaçış başlar.Artık iki kızı olmuştur.Sahte pasaportlar hazırlayarak havaalanına ulaşırlar.O sırada bir görevli Jessie’yi bir odaya çağırır.Jessie karşısında Coldwater ile Casey’I görür.Büyük tartışmalar başlar ve Jessie onları öldürerek kaçmayı başarır.Uçağa biner ve aldığı paralar ile Yeni Zelanda’ya yeni bir hayata yelken açar.

Barker görevinden istifa etmiş,büyük bir tarikatı çökerten Fuller başkan olmuştur.Fuller Jessie’yi öldü diye gazetelerde yayınlatıp ona yeni bir hayat hediye etmiştir.
O ise Yeni Zelanda’da iki kızı ve karısı ile yeni bir hayata başlayacaktır.

KİTABIN ANAFİKRİ

İnsanlar hayatta ne kadar zor durumda kalacak olurlarsa olsunlar özgürlüklerini kazanmak için herşeden kolayca vazgeçebilirler.

KİTAPTAKİ OLAYLAR VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

Jessie:Eski bir ajandır.Yakışıklıdır fakat yaşadığı olaylar onu çok yıpratmıştır.Karısını kaybetmiş ve bir iftira sonucu hapse mahkum olmuştur.

Fuller:Jessie’nin ajanlıktan arkadaşıdır.O da Jessie’nin iyiliğini düşünmektedir

ak-daglar-ahmet-topal-roman-kitap-ozeti

No Comments »

Ak Dağlar

 (Ahmet Topal)

KİTABIN ADI : AK DAĞLAR
KİTABIN YAZARI : AHMET TOPAL
YAYIN EVİ VE ADRESİ : REMZİ KİTAPEVİ
BASIM YILI : 1980

KİTABIN KONUSU

Ruslar’ ın Kafkasya’ya saldırıları sırasında, İstanbul’a göç etmek zorunda kalan Kafkas kökenli milletlere mensup kadın ve çocukların, Saray’a girmeleriyle birlikte başlayan entrikalar, yani Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünü nedenleriyle birlikte gözler önüne sermektir.

KİTABIN ÖZETİ

Abdülaziz daha şehzade iken – yani tahta çıkmadan önce- annesi Pertevniyal Kadın Efendi’ yi torun sahibi eder. Osmanlı Sarayı’nda bir şehzadenin padişah olmadan önce baba olması yasaktır. Bu yüzden Pertevniyal Kadın Efendi tavan arasında torunu Yusuf İzzettin’i gizlice büyütmeye karar verir. İlerde çocuğun yalnızlıktan sıkılmaması için, o dönemde Ruslar’ın Kafkasya’ya saldırıları sırasında, İstanbul’a göç etmek zorunda kalan Kafkas kökenli milletlere mensup iki kız çocuğu satın alınarak Saray’da Yusuf’la beraber büyütülmeye ve eğitilmeye başlanır. Pertevniyal Kadın Efendi çocuklardan birine Meyyale, diğerine de Çeşmidil ismini verir.

Meyyale genç kız olup evlilik çağı olarak kabul edilen on dört yaşına gelince, Pertevniyal Valide